bu yazıyla aynı paralellikle bir yazıyı semi m eller in öncelikle bir anne olarak blogumuza katılması üzerine kaleme almak istiyordum. arkadaşımdan gelen mesaj da eklenince demek zamanı şimdiymiş dedim 25.02 2012 saat 02:20 de mabel matizin kül hece şarkısı eşliğinde yazdım. paylaşılması gerektiğine karar verdim.
"çok değil 7 yıl evvelinde erkek yatılı bir lisede okurken kadınlar erkeklerden daha üstündür demiştim. gülüp geçenler katılıyorum diyenler, az çok eşcinsel yakıştırması yapan bir grup insanın ellerine delil sayılabilecek birkaç şeyin geçmişliği ile daha fazla yüklenmeleri. öğretmen kadrosundan garip tepkiler, gibi çok sayıda yorum ve fikir almıştım.
okul gazetesi benimle yaptığı röportaj, müdürün ve pansiyon sorumlusunun "oğlum evladım senin işin yok mu bunlara kafa yoruyorsun" nasihatlari olayın artık kontrolden çıkmış bir halde benden çıktığını gördüm. bu az çok da olsa amacıma ulaştığımın göstergesiydi aslında. ben tohumu atmıştım. kişilerin fikir topraklarının elverişine göre mutlaka bir zaman sonra çimlenecekti.
dün gece hiç ummadığım bir arkadaşımdan bi mesaj aldım. evlenmiş, kızı olmuş. düşünmüş ve sanırım cemre ona da düşmüş. haklıydın demiş yatakhane dostum birkaç satırlık mesajında. kızım olunca anladım haklıymışsın.
mevzu haklı olma bahsi değil mevzu tohumun zamana karşı nasıl dirençle dayandığı. o fikri söylediğimden beri ben 2 kere intihar etmiştim ama ekilen tohum sabırla beklemiş ve ilk fırsatta delivermiş toprağı filizlenmiş.
dediğim şey aslında bir düz mantık eseri. her evlad sadece hamilelik ve-ve ya- doğum sebeiyle annesine borçludur. gerek islam kaynakları, gerek modern medeniyetler, gerek aristo mantığı bunu böyle kabul eder. hatta ve hatta okuduğum bazı katolik hristiyanlık ve budizm eserlerinde de bu doğrultuda söylemleri olduğunu farkettim.
düz mantık serüveni budan sonra başlıyor. kız çocuklar doğumla en azından bu duyguyu tattığından ve ya başkasına ödeyerek bu borçtan kurtuluyorlar. ama erkekler o hissin yanına bile yaklaşamıyorlar. borç ödemek şöyle dursun. dolayısıyla hep annelere borçlu kalıyorlar. alacaklı ise her zaman verecekliden üstün olduğuna göre bir genelleme ile kadınlar erkeklerden üstün olmuş oluyor.
ozamanlar hatinden fazla savunduğum bu tezi feminist arkadaşlarımla tartıştığımda çok da ayakları sağlam yere basar bulamadıklarını ama sonuç itibrıyla hoşlerına gittiğini belirtti. ayakları yere basar bulmamalarının sebebi ise daha bi garip doğum erkeğe bağımlılık gibi durumlar üzerinden kadınların üstünlüğü ispatlanamazmış.
şimdilerde ise bu görüşümün hala arkasındayım ama daha farklı sebeplerle. kadınlar gerçekten kadınlıklarıyla bulunursa bir erkeği her yolla ele geçiriler teoride ataerkil bir toplum o sebeple yüzyıllarca pratikte gizil anaerkil bir toplum olarak varlığına devam etmiştir. valide sultanlar bunun en güzel örneği
anneler çocuklarına anne olan kadınlar erkeklerin size minnetini acizane olarak size sunmak benim için büyük bir keyiftir. "
görüşmek üzere efendim
27 Şubat 2013 Çarşamba
26 Şubat 2013 Salı
trans olma durumu hakkında
annemle birçok konuyu konuşabilmek en büyük şansım olarak addetmişimdir her zaman en büyük nimet. elbetteki kendi içerisinde açmazları bulunan bir durumda söz konusu
annem aşırı muhafazakar bir görenekte yetiştirilmiş. haklı olarak fikirlerde bu eksende filizlenmiş. yine bile sağ kolum dediği büyük oğlunun eşcinsel olma durumu kabullenecek kadar anlayışlı bir bayan beklenenin çok ötesi benim için
kendi kafasında eşcinselliği trasseksüellikle özdeştirmiş olsa gerek ki dün geceki konuşmamız bu eksendeydi. cinsiyet değişimi hakkındaki görüşlerimi öğrenmek istemiş. annemi tanıyorsam 3 oğlum var kabulünü eğer öğle bir şeye meğilliysem 2 oğlum bir kızım var şeklindeye devşirmeye çalıştığına eminim
biraz süre istedim ve çay koymaya gittim mutfağa fikirlerimin demlenmesini istedim ki annemi inciltmeden durumu açılayabileyim.
gerçekten fiziksel bedenimi değiştirmek istiyor muyum değiştirmeli miyim. sorular birbiri ardına suya gömülürken çay yaprakalrı gibi annemin yanına gelip şu mihvalde birşeyler söyledim.
transeksüellik kavramına öncelikle saygı ile yaklaşmak lazım. o yolu seçen bir birey kesinlikle herşeyini kaybetmeyi göze alıyor demektir. bu kimilerine göre yakışıksız olsa da bir cesaret örneğidir. sadece bu cesaret için bile birey saygıyı hak ediyordur.
fakat ben çok daha ayrı şeyle düşünüyorum. fiziksel bedenimi bir bayana benzetmekle ruhsal bedenimi bir erkeğe benzetmek arasında bir fark göremiyorum. açarsak homoseksüel fikirlerimi bastırıp kişiliğimin aksine haret edip bir bayanla birlikte olmakla kendimi doğal olmayan göğüslerle bayan kıyafetleri içerisinde dolaşmış olmayı farksız görüyorum.
katılanlar veya hoş karşılamaynlar olabilir. lakin transeksülite devreye girdiğinde artık eşcinselliğin sona erdiğine kanaatim tam . ruhen kadın olan bir birey bedenen de kadın olduğunda -veya tam zıttı- doğurganlık özelliği dışında herşeyi sağlayabiliyor. dolayısyla böyle bir bedenden hoşlanada aslında bir bayan bedeni arzulaış oluyor ama bu eşcinsellik tanımında uzaklaşıyor.
acizane fikirlerimden sonra annemin derin bir ohh u rahatladığının göstergesi olarak beni çok mutlu etti.
sizlerle de paylaşmak istedim
görüşmek üzere
annem aşırı muhafazakar bir görenekte yetiştirilmiş. haklı olarak fikirlerde bu eksende filizlenmiş. yine bile sağ kolum dediği büyük oğlunun eşcinsel olma durumu kabullenecek kadar anlayışlı bir bayan beklenenin çok ötesi benim için
kendi kafasında eşcinselliği trasseksüellikle özdeştirmiş olsa gerek ki dün geceki konuşmamız bu eksendeydi. cinsiyet değişimi hakkındaki görüşlerimi öğrenmek istemiş. annemi tanıyorsam 3 oğlum var kabulünü eğer öğle bir şeye meğilliysem 2 oğlum bir kızım var şeklindeye devşirmeye çalıştığına eminim
biraz süre istedim ve çay koymaya gittim mutfağa fikirlerimin demlenmesini istedim ki annemi inciltmeden durumu açılayabileyim.
gerçekten fiziksel bedenimi değiştirmek istiyor muyum değiştirmeli miyim. sorular birbiri ardına suya gömülürken çay yaprakalrı gibi annemin yanına gelip şu mihvalde birşeyler söyledim.
transeksüellik kavramına öncelikle saygı ile yaklaşmak lazım. o yolu seçen bir birey kesinlikle herşeyini kaybetmeyi göze alıyor demektir. bu kimilerine göre yakışıksız olsa da bir cesaret örneğidir. sadece bu cesaret için bile birey saygıyı hak ediyordur.
fakat ben çok daha ayrı şeyle düşünüyorum. fiziksel bedenimi bir bayana benzetmekle ruhsal bedenimi bir erkeğe benzetmek arasında bir fark göremiyorum. açarsak homoseksüel fikirlerimi bastırıp kişiliğimin aksine haret edip bir bayanla birlikte olmakla kendimi doğal olmayan göğüslerle bayan kıyafetleri içerisinde dolaşmış olmayı farksız görüyorum.
katılanlar veya hoş karşılamaynlar olabilir. lakin transeksülite devreye girdiğinde artık eşcinselliğin sona erdiğine kanaatim tam . ruhen kadın olan bir birey bedenen de kadın olduğunda -veya tam zıttı- doğurganlık özelliği dışında herşeyi sağlayabiliyor. dolayısyla böyle bir bedenden hoşlanada aslında bir bayan bedeni arzulaış oluyor ama bu eşcinsellik tanımında uzaklaşıyor.
acizane fikirlerimden sonra annemin derin bir ohh u rahatladığının göstergesi olarak beni çok mutlu etti.
sizlerle de paylaşmak istedim
görüşmek üzere
22 Şubat 2013 Cuma
merhaba
21 Şubat 2013 Perşembe
karalamalar - 1
fırtına dindiğinde yıldızların yol göstericiliği gibi elimden tutması. ılıman iklimlerde yetişen kardelenin heyecanını uyandırır bende bakışları. güneş tutulmasıdır ondan ayrı olmak gündüz vakti sahte karanlık. o . bukadar içime sinen baktığımda göğüm yerim olan o. dünyamdır artık benim. üzerinde bir benim birde onun yaşadığı dünyam.
başka bir dünyanın varlığını dahi sordulamadan yaşamak bu kara parçasında ya da su. sessizce bulunmayı beklemek derinliklerinde maviliklerin bulunmama ihtimali olmadan. isimler vermek yıldızlara beraber konuşmadan aynı anda martı çığlıklarıyla yarışmak koşerken tek beden olmuş halde yenileceğini bile bile
aşk, aşık olmak, bir olmak, yalnızlıktan münezzeh bir tek olmak benim zihnimde. o kadar paylaşmak ki paylaşılabilecek birşey olmadığından yeni şeyler yapmak birlikte. çamura el basıp milyon dakika sonra geri gelmek şahesere ve kimin el bastığını unutup aaa benim elim demek yek zaman içinde
mecnun böyle mi aşıktı acaba leyla ya. ya da ben yeni bir aşk hikayesimi yazmak istiyorum. sadece elma kurtlarının okuyabileceği
başka bir dünyanın varlığını dahi sordulamadan yaşamak bu kara parçasında ya da su. sessizce bulunmayı beklemek derinliklerinde maviliklerin bulunmama ihtimali olmadan. isimler vermek yıldızlara beraber konuşmadan aynı anda martı çığlıklarıyla yarışmak koşerken tek beden olmuş halde yenileceğini bile bile
aşk, aşık olmak, bir olmak, yalnızlıktan münezzeh bir tek olmak benim zihnimde. o kadar paylaşmak ki paylaşılabilecek birşey olmadığından yeni şeyler yapmak birlikte. çamura el basıp milyon dakika sonra geri gelmek şahesere ve kimin el bastığını unutup aaa benim elim demek yek zaman içinde
mecnun böyle mi aşıktı acaba leyla ya. ya da ben yeni bir aşk hikayesimi yazmak istiyorum. sadece elma kurtlarının okuyabileceği
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
