selamlar.
din olgumuz konulu bir yazı yazmıştım ben geçenlerde. ama geçenlerde yeni abonmanı olduğum sevgili
ot insan ın bi paylaşımına düştüğüm yorum eksenli coşasım geldi.
belki de sevgili
eflatoon rengi ne bırakmak lazım bu konuyu ama tutamadım işte kendimi.
varlığımız fazla bilişsel bir tanım olsa da birçok parçanın bir bütünü. ve bu bütün her bir parçadan daha büyük bir hacim , anlam barındırıyor.
varlığımızın temel boyutu bedenimiz elbette. fiziki kanunların kullanıldığı bir yaşam formunda elbette bedenlerimizle varlığımızı görünür kılıyoruz ilk etapta. ama sonra bir bakıyoruz ki iş bedenden çıkmış, bambaşka mecralara kaymış.
her biri için düzgün olmayan çok yüzlünün birer yanal yüzeyi tanımlaması çok teknik kalabilir belki . o sebeple kimlikler üzerinden konuşmak belki daha yerinde olacaktır.
bedensel kimliğimizin yanı sıra çok sayıda kimliğimiz de mevcut. siyasi kimliğimiz yoğun gündem içerisindeki ülkemizde sık sık göstermek zorunda kaldığımız bir kimlik artık. duygusal kimliğimiz de mevcut ki. ben biriyle aynı kombinasyona sahip bir kart görmedim henüz. sonra belki de bloglarımızı açma sebeplerimiz de biri olan cinsel kimliğimiz. ardından özlenen kimlik gibi bir kavram da var unutmamak lazım. en lazımlarından biri de literatürde yüzde doksan beşi müslüman gözüken bir ülkede ayırt edici bir özellik değilmiş gibi zannedilğinden fazla kullanılmıyor.
"müslümanız elhamdüllillah" çalımı ile oluşturulan bu kimlik herkes de aynı başlangıç da. desenlere baktığınız da çok farklı şeylerle karşılaşıyorsunuz malesef.
bloglarımızda hemen hemen sürekli cinsel kimliklerimizden bahsediyoruz. ama bütünün tek bir tarafı bu değil. elbette geriye kalan tek kimlik de din değil. ama bir kimlik.
malesef bu kimliği de inşa edişimiz,ettirilişimiz, türlü türlü hatalarla dolu. aynen cinsel kimliğini kabullenemeyen homofobik eşcinseller gibi dinsel kimliğini kabullenememiş ya da kabul ettiği kimlik ile barışamamış nice dinfobik müslüman mevcut.
cinsel kimliklerini rahatlıkla düzenlemiş barışık eşcinsller için din kimliklerini de güncellemek ya da değiştirmek veya kabul etmek daha da kolay olsa gerek.
ne olursa olsun dinin "aman canım işime bu geliyor ondan bunu tercih ederim" kuralları olduğunu zannetmememiz gerekiyor. "kolaylıklar " dinini "aşırılıklar" dini haline de getirmemek gerekiyor.
şu anlattığım bir çoklarını kızdırabilir. ya da tuhaf bulabilir ama bir anımı aktarmak istiyorum
bir önceki yazımda bahsettiğim eski partnerimle biriklkte yatıyorduk. aynı yatakta yattıgımızdan biri kıpırdasa diğeri mutlaka uyanır. kalktı bu. duş aldı geldi ve namaz kılmaya başladı. o dönemde de daha sonrası ve öncesinde de namazlarımı aksatmamaya çalıştım. hayatımın onunla kesişen döneminde o da kılıyordu şimdi en alemdedir bilemem. uzun bir süre kıldı. aarda uyudum uyandım. dedim bende katılayım. hızlı bir duşla geçtim durdum arkasına beraber kılmaya başladık. neden sonra durdu. dua etmeye başladı. "Allahım arkamdakinin tüm günahları bendedir. onu yakma cehenneminde." duramadım " herşeyin bilgisi sendedir ikimizi de cennete ehil hale getir bizi hem birbirimize hem de sana komşu eyle" ani doğaçlama dualar bunlar. sadece şahit olduk birbirimize.
sonrasında dondu. sarıldı. yeniden uykuya çekildik aynı yatakta.
ben cinsel kimliği geç kabul edenlerdenim. dinsel kimliğimi ise biraz daha erken kabul etmiştim. bu her ikisi birbiriyle uyumsuz değil. aksine birbirini destekliyor.
inanmazsanız yaşayın ve görün
görüşmek üzere dostlar.