Merhaba dostlar
Son birkaç yazıdır hafif dertli olduğumdan
haberdarsınız. Olmamak elde değil.
Rüyalar, yeni arkadaşlar, umutsuzluklar birbiri ardına tren edasıyla salınırken
aklımda , ister istemez bir performans düşüklüğü peyda oluyor.
Bu tür durumlarda dini kitaplara yönelirim. Her yiğidin
yoğurt yiyişi farklıdır. Kimileri film izler kimileri nakış işler kimileri daha
başka şeyler. Ben ahiret kavramı üzerine yoğunlaşmayı daha verimli buluyorum.
Zamanında züğürt tesellisi olarak isimlendirilen bir durum olması züğürtlüğümün
delili olsa da seviyorum bu yöntemi.
Okurken bir durumla karşılaştım, hemen kendime yordum,
çıkarım yaptım. Sonra arkadaşlarla da paylaşmalı dedim . metin aslen olmasa da aklımda kalan kadarıyla
şöyle:
“Dünya fanidir. Bu fanilikte
ya arzu ettiğimiz bizden önce biter bize elemi kalır ya da arzu ettiğimize
doyamadan biz biteriz yine doymamış oluruz.”
Durdum, düşündüm. Ne istiyorum? Ömürlük bir aşk, bir ruh
eşi, bir hayat arkadaşı. Bulsam iki ihtimal var. Ya ben önce gideceğim.
Doyamadan, ya da o önce gidecek arkada elemli beni bırakıp. Demek ki arzu
edileni tam olarak doyurmam mümkün değil. O halde takılmam zaman kaybetmem boş
gibi duruyor.
Elbet gönül istiyor. Sevmek sevilmek. Beraber bir hayat
kurma. İmkanlar dahilinde olması durumunda bir çocuk. Bunlar hep hayalim. Ama
mümkün olması çok düşük olasılıklara sahip. Düşük olasılıklara sahip bir mesele
beni getirisi çok az olacaktır.
Dostlar tespitlerime katılmayabilirsiniz. Çok kolaya
kaçılmış, erkenden pes eden, cesaret arayan birinin yapması gereken en son şey
olarak görebilirsiniz. Ama olasılığı daha çok olan şeyler için çaba sarf etmek,
az olasılıklar için oluruna bırakmak durağan sularda dinginleşmek diye
düşünüyorum.
Sağlıcakla