yenilenmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yenilenmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2013 Pazar

christiana meraklısı mıyız acaba ?

problemin en büyüğü problizsizliktir diyenleri düşünüyorum da bir bakıma haklılar. ama tıpa tıp aynı görüşte olduğumu söyleyemem bence problemin en büyüğü var olan problemi hafife almak.

problem vahşidir dostlar. acımasızdır. problemlerin tümünü çözmüş olmak büyük bir nimet ya da var olan problemin farkında olmamak büyük bir gaflet ise de asıl sıkıntı kobrayla dans etme cesaretini sergilemektir kanaatindeyim.

bu satırları bloguma aktarmamın amacı elbette bizce soluklarla çeşitli muhasebeler yapmak. eşcinsel dünyasında malesef gözle görülür hatta hatrı sayılır bir ahlaki erorzyon mevcut. bu çözülmesi birkaç katlı integralden daha meşekkatli sorun. çoklarınca fark bile edilmiyor. bazılarında ise fark etmememinin ağırlığı ya da bizlere yüklediği sorumluluğu yetmiyormuşcasına "bizler tanrıların kaçamak ( sanırım burda yasak demek istiyor) çocuklarıyız. bizim ahlağımız ahlaksızlıktır" mantığıyla problemi hafife alıyor hatta ve hatta problemin varlığından kendilerine hisse çıkartıyorlar.

danimarka kopenhag da  mevcut olan christiana bölgesi vari bir yaklalışım bizleri malesef istediğimiz hayallerini kurduğumuz özgürlükler noktasında ileriye götüremez.

geçmiş yazılarımda bahsettiğimi düşündüğüm ama şimdi yeri geldiği için tekrar arz etmekte fayda bulduğum şey şudur ki; eğer insansak sosyal bir olgu ağı içerisinde bulunmamız gerekiyor. ve bu sosyallik bir takım değerlere uyma zorunluluğunu beraberinde getiriyor.

sadece eşcinsellerle örülü bir atmosferde istenilen tüm özgürlükler asla özgürlük değildir. dünya salt eşcinsel olmadığından dolayı bizimde ortak paydalara uyma durumumuz hatta ve hatta zorunluluğumuz vardır.

işi buraya getirme niyetinde değildim aslen ama sosyoloji öğrenciliğim tuttu ( bu arada hala okunamayan açıköğretim fakültesi dönem sonu sınavlarından dolayı acayip stresteyim)

üstte ahlak ile ilgili paylaşım yaptığım görüş dün gece facebookta görüştüğüm biri tarafından iletildi. rahatsızlığımı dillendirmeseydim gerçekten sıkıntı duyardım.

görüşmek üzere dostlar...

13 Ocak 2013 Pazar

çay ve biz

yeniden merhaba ;

biraz yaşadığım gel gitlerden bahsetmek istiyorum bugün.

mesleğim dolayısıyla sürekli konuşuyorum ve bu mevsimde boğazınızı iyi korumazsanız malesef faranjit veya benzeri hastalıklara tutulmanız işten bile değil. bundan dolayı sıksık sıcak içeceklerle boğazı yumuşatma gereği duyuyor insan. ve çay en hızlı ulaşılabilir olduğundan günde 7 8 bardak çay tüketmek demek oluyor bu.

7 8 bardak dile kolay son bardak çayın mide bulandırıyor olması gerekiyor normalde ama öyle değil. çünkü çayı demleyen hem salt çay olmasın hem de kış günü yazık bunlar üşür hasta olur deyip çayın içine karanfil veya bazen zencefil çubuk tarçın atıyor ya da bunları çeşitli kombinasyonlarla birleştirip eklemede bulunuyor. ve her gün içtiğimiz çay zevkli hale geliyor.

eskiden günde 2 bardak çay içemezdim yaklaşık 8 yıldır şekerli içecekler tüketmediğimden -arada ufak cola kaçamakları oluyor ama onlarda sıfır şeker denilenlerden- tat çok yoğun geliyordu.

neden anlatıyorum. "yahu ımtırak çay çay canımız çay çekti" diyor olabilirsiniz. ben burdan bi ders çıkardım kendime.
kendimiz değiştirmezsek ya da ekstra tatlar eklelezsek kendimize bir yerden sonra sıkıcı olabiliyoruz. kendimizi yenilemek yeni özelliklerle donanmak karşımızdakinin bizden daha farklı tatlar almasını sağlıyor. aradaki bağlar ,dostluklar, aşklar kuvvetleniyor.

bir de bu dersin bizcesi var. biz eşcinseller bu toplumun sakat kız çocukları gibiyiz. kız çocuğunun toplumsal kıymeti sizce zaten malumdur üzerine de engellilik halini ekleyin . ben toplumdaki konumumuzu böyle tahayyül ediyorum.

kendimizi sevdirmek zorunda değiliz ama yine de toplumsal uyum içerisinde olmak bizim istikbalimiz açısından çok daha önemli . bu yüzden zaten bence eşsiz olmasına rağmen genel için buruk olan tadımızı güzel kılmak durumundayız ki böylece bırakın içmeyi koumuza katlanayan insanlar dahi bizden br iki yudum alabilsin

murathan mungan çoğu kişi kaleminin gücünden cinsel tercihini görmüyor ya da önemsemiyor bile çünkü her an  farkli tatlar katarak ikram ediyor kendini

 ben bugün tarçınlı karanfilli çayımdan 6. bardağımı içerken yazıyorum bu yazıyı bi 3- 4 tane daha deviririm sanırım.

ve çevremede aynı hazzı yaşatmak istiyorum.

her dem farklı kokular saçmamız dileğiyle....

not: bu arada düşüncelerimi çok fazla düzenlemeden aktardım size kusurumu affedin