ajans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ajans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2013 Cuma

tavşan yazı 2

selamlar dostlar bir tavşan yazıyla daha karşınızdayız :)

geçen yazım da keşiflerde bulunduğumu söylemiştim. bir keşfim de goboti eğer tişörtleri seviyorsanız bence uğramalısınız. her gün bir tasarım indirime giriyor ve sınırlı sayıda üretilen ürünler kargo ücreti tahsil edilmeden adrese yollanıyor. bu sabah siparişim elime ulaştı gerçekten hoşuma gitti. sadece keşke kargoya daha hızlı verilse diyorum ama tüm bu artıların arasında kaybolup gidiyor.

pazartesi yolculuk başlıyor. yüksek lisans vizelerim başlıyor. 10 gün diyarbakırda olacağım. eski günleri yad edeceğiz anlaşılan.

Murathan Mungan  ın  son İstanbul kitabını bitirmek üzereyim. benden büyük bir eser. kardeşim izmir sahaflarından bulup tutuşturdu elime. "bu da senden kalemlerinizde benziyor. olayları görüş açılarınız. sevdim sende külliyatı vardı sanırım bunun versene bi kitap bak bende sana bunu veririm" diyor. biliyor eski kitaplara zaafımı. sadece kokusu bile beni derin düşlere 

ve bir dizi daha bitti. spartacus diyorum. bitirdik diziyi güzeldi izletti. agron ve nasir ikilisi bizim birer elçimizdi dizide. ve finalde...... neyse ip ucu  vermeyelim ki izlemek için farklı zamanları kollayan arkadaşlar için kötü olmasın

ve son olarak benim bol yeşillikli bloğuma misafir yazarlar almayı düşündüm. bir kaç blog sahibine açtığımda bu konuyu sağ olsunlar hepsi desteklediler. tasarımımız şu şekilde olacak genel yaşamda kullandığımız çok basit fiilleri açıklayan bir yazı -ya da önlünüzden ne geçiyorsa- sayfa ekleriyle beraber -resim müzik gibi- bana ulaştırılınca bende sizlerle paylaşacağım.

blog sahiplerinden sevgili beyaz ın  ilk yazısı elimde şu anda ilk fırsatta sizlerle buluşturmayı hedefliyorum.  "gitmek" kelimesinin ondaki yansımalarını istemiştik. o da kırmadı sağ olsun.

son demiştik ama bir ekleme daha geçenlerde izlediğim" now is good" filmi hakkında film konu olarak güzel fakat ben filmi işleyiş bakımından tatmin edici bulmadım. yanılıyor da olabilirim. aynı anafikre "sahip kız kardeşimin hikayesi " çok daha akışkan bir anlatıma sahipti. bir de filmdeki esas oğlan yeterince jeremy ırvine yeterince dikkat dağıtıcıyken Dakota fanning  biraz geride buldum ki bu bir eşcinsel için gayet normal sanırım. jeremy irvine se "war horse" filminde çok dikkat çekici değilken bu filmde daha bir serpilmiş. hele ki paylaştığım resim....

güzel zaman dilimleri dostlar....

26 Mart 2013 Salı

tavşan yazı :)

tekrar merhaba

rahmetli dedemle aramız çok iyiydi. sık sık yanına giderdim - ki bu her akşam demek oluyor yazları beraber bağda kaldığımız ayları saymıyorum bile- önümdeki tek erkek modeli o olmuştur. ama dedemin enteresan takıntıları vardı. mesela ajans izlendikten ya da eski cızırtılı radyo dinlendikten sonra spikerin şimdi spor demesiyle dedemin çek fişi demesi bir olurdu. bilmem belki o sebeple sporu sevmiyorum.

bu gün bende size ajansvari bir yazı yazayım da . neler oluyor neler bitiyor ucundan bucağından anlatayım sonunda da incelediğim bir olayı anlatıp yorumlarınızı bekleyim dedim

kanaviçe tüm hızıyla devam ediyor böyle giderse önümüzdeki hafta bitebilir. nerden aldıysam gazı artık. sonra çerçeve düşünmemiz gerekecek. destek bekliyeceğim o aşamada sizden.

uzun süredir mutfağa girmiyordum özlemişim haftaya yakın akrabaları teyzem evinde yemeğe alacak dün güzel bir menü oluşturduk her ne kadar bazı konularda hem fikir olamasak da güzel bir menü çıktı ortaya. 4 çeşit salata da bana kaldı. tatlı ekşi soslu közlenmiş kırmızı biber salatası, pancar salatası, göbek marul salatası ve hardal ve kereviz sapı salatası düşünüyorum. teyzamde börek açacak iyi bir ara sıcak konsepti olur diye düşünüyorum.

açıköğretim dersleri gerçekten çok zamanımı alıyor. sosyoloji birinci sınıf  derslerinden sembolik mantık artık hiç sembolik değil bence. bildiğiniz çeviri yapıyor gibi hissediyorum kendimi. hayırlısıyla bir geçsek de aile danışmanı olabilsek. -bir eşcinselden daha iyi aile danışmanı olamaz diye düşünüyorum. ne bir kadın erkeği benm kadar anlayabilir ne de bir erkek kadını -

yüksek lisansda bir dersin adı değişmiş bilgilendirme kağdı gelmişti. dilekçe gönderdim burdan dilekçe geri iade olrak geldi umarım başıma bela açmaz önümüzdeki süreçde bir diyarbakır yapıp gelebilirim

gelelim konumuza

efendim türkiye malum müslüman çoğunluğun olduğu ama bir okadar da taassup içinde artık bence kendi müslümanlığını çıkarmış bir ülke. dolayısıyla herşey yanılgı içerisinde kayboluyor. neyin din neyin örf adet olduğu ayırt bile edilemiyor.  dolayısıyla toplumdan gelen bazı tepkiler dine mal edilebiliyor. geçenlerde okuduğum bir yorum beni bu yazıyı yazmaya itti.

işte biz müslaman bir ülkede yaşıyoruz da o sebeple eşcinseller olarak baskı altındayız. özgür değiliz. alay konusuyuz. gibi bunların müslümanlıkla değil insaniyeti kaybetmekle alakası var.

glee dizisini mutlaka duymuşsunuzdur. 4. sezonun 16. bölümünde eşcinsel karakterimiz blane e koç sue tarafından bir pankart şov yapılıyor. "blane is a bottom" şeklinde özgürlük amerikada bile bottom ya da türkçesiyle pasif - ki bu ayrımı da hiç anlamam ya o  konuya bir çok bloger arkadaşımız deyindiğinden ben girmeyeyim- olmak bile alay konusu müslümanlar çoğunlukta da değil ama problem hala devam ediyor. demek insanlık kavramamızda bir boşluk var

bir diğer konu

nette gezerken bir ibare gördüm. "gay for pay" aklıma çokça örnek geldi. mesela heteroluğunu bağıra bağıra dillendiren üstte belirttiğim karakter glee nin blane i belirli bir karşılık için eşcinsel rolü yapıyor. bir de huzur için mutluluk için heteroseksüel rolü yapan  eşcinseller var ki asıl dikkat çekici nokta da bu sanırım. düşünüdürücü. "straight for pay" ironik

tavşan gibi bir yazı oldu. oradan oraya. severim ben ama tavşanları :)