tavşan yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavşan yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2013 Pazartesi

tavşan yazı

merhaba

çok zıplayan bir tavşan yakaladım bu kez. :) o kadar çok konu birikti ki.hepsini anlatayım dedim. sonra biraz dinlenirim belki blog da dinlensin hem

son iki haftadır enerjim yok gibiydi. kardeşimin gazıyla oraya buraya gidiyordum. ama şu son üç gün yedek batarya da işe yaramıyor artık. havalardan herhalde.

eylül girmiş bulunmakta. benim ayımdır eylül. hep süprzlerle dolu. yağmur yağabileceği gibi, güneşte gösterebilir yüzünü. hep şaşırtır beni eylül. küçükken bir tezim vardı. herkes kendi doğduğu ay ı  sever diye düşünüyordum. belki de doğrudur. kimbilir

kardeşimi yolladık istanbula. okucak büyük adam olacak diye bindirdik arabaya ya hayırlısı. büyük adam olmasa da gözümde hep büyük benim. kurban bayramında gelir muhtemelen. memnun kalırsa gelmez belki de.

"graceland" diye bir diziden bahsetmişmiydim bilmiyorum. uzun bir süre izlemeyip biriktirmiştim. ardarda 8 bölüm izleyip altın vuruş yapınca etkisinde kalıyorsunuz. jenerik müziğini çok sevdim. birkaç saniye sürse de hoş ve orjinal. izlemeyenlere tavsiye edilir.

mailime son yazılarım hakkında bir kaç yorum gelmişti. "madem din iman diyorsun. neden buralarda dolaşıyorsun. biscolata erkeklerini paylaşıyorsun" gibi sorular cevaptan daha ziyade bir izah hak ettiğinden değinmeden edemedim. ahireti düşünmem islam kaynaklarna ilgi göstermem insan olduğum gerçeğini değiştirmez. arzular istekler hala mevcuttur. dini bir yaklaşıma sahip olma durumu kusursuzluk beklentisine sebep olmamalı.

geçen hafta toplantılar için izmirdeydim. çalıkuşu mevkisinde bir arkadaşımın evinde kaldım. bir ara depresiften o mekanın ismini duymuştum. bol bol depresifi andım gezerken. ayrıca kemeraltını ve ikeayı da gezdik. kemer altından nefret etsemde ses çıkartamadım. ısınamadım. çok kalabalık olduğundan ya da katlı otaparktan girilince ikinci dünya savaşından kalma boyaya sahip binalarla karşılaşmış olduğumdan olabilir.

ve son olarak, eylülün ilk günü dağa tırmanmaya karar verdik. dört kişi. eğlenceliydi. birkaç resim paylaşmak istiyorum. ayakların olduğu resim sevgili peer ole den etkilenerek çekilmiştir. telif hakkını ödemek lazım.:)








2 Temmuz 2013 Salı

tavşan yazı

merhaba dostlar

bakalım bu sefer tavşanımız bizi hangi deliğe götürecek.

evimiz manisanın köklü bir semtinde evler birbirine olabildiğice yakın ne var ne yok duyuluyor. odamdan terasa açılan bir kapı var . terasta komşunun balkonuyla tam kahve muhabbeti yapma kıvamında. komşunun 1.90 lık atletik oğlu eve kız arkadaşını getirmiş. balkonda oturuyorlar. ben de terasta Elif Şafak ın Araf isimli kitabını okuyorum açmakta olan glayörlerimizin arasında. tabi kulak misafiri olmamak imkansız.

başta bol aşkımlı, bol bebeğimli, gayet iğrilti- böyle mi yazılıyor bakmadım şimdi ama yöresel olarak biz böyle teleffuz ediyoruz- duran sıfatlarla birbirlerine hitap ediyorlar. ee gençler sonuçta. biraz zaman geçince oğlan heyecanla birşeyer anlatırken kız arkadaşına da arada hakaretler ediyor. " kızım sen salak mısın?" "gerizekalısın kızım sen" paralel evrene geçiş yaptığımı felan düşünmeye başlayacak kadar ken beynime sıçradı. ama daha yeterli değilmiş ki kızdan oğlana ağza alınmayacak galiz bir küfür savruldu ki nevrim döndü. 20 dakika önce aşıklardı bunlar birbirine

irticacı-eskiye özlem düyan manasında ki gerçek anlamıdır- değilimdir.ama birden düşünmeye başlayınca "aşk" kavramına neler oldu demekten alamadım kendimi. elimdeki kitap arafı yaşayanları anlatırken, aşk çoktan arafı geçmiş, kabuk değiştirmiş  özlediğimden, hasretini çektiğimden bambaşka bir cisme bürünmüş yaslandığım duvarın hemen bitişiğinden  sesini duyurdu bana.

nerde dedim o yarin düşmüş mendiliyle sarhoş olmalar. nerde kuytu köşelerde buluşmalar. gül kokulu mektuplar. ne oldu onlara. gömdük mü ? sürdük mü? modern zaman piramitlerine kalbini çıkartıp kurban mı verdik? ne yaptık ?

dedim ki hasret çok az bulunana bende. daha önce izlediğim bir filme gitti aklım. israil almanya ekseninde geçen bir film. ismini unuttum. almanya da bir eşcinsel barda alman eşcinsel israilli ajana şu manada bir kaç şşey söylüyor "benim gibi olan bu kadar azken bir de yönelimlerimizle -a p durumuna gönderme yaparak- seçeneklerimizi kısıtlamak çok acımazca olmaz mı?" böyle bir duruma sahibiz gerçekten. ve böyle bir ortamda mazide bir hatıra olan aşkı arzuluyan ben . çok ümitsiz vakayım :)

tavşan yazı dedik ama sevgili tavşanımız bizi derin kuyuya sürüklemiş. çıkıp yeniden sıçraması gayet zor. en iyisi mi bu günlük bu kadar diyelim

kendinizi koruyun dostlarım. aşk katilleri her yerde

19 Nisan 2013 Cuma

tavşan yazı 2

selamlar dostlar bir tavşan yazıyla daha karşınızdayız :)

geçen yazım da keşiflerde bulunduğumu söylemiştim. bir keşfim de goboti eğer tişörtleri seviyorsanız bence uğramalısınız. her gün bir tasarım indirime giriyor ve sınırlı sayıda üretilen ürünler kargo ücreti tahsil edilmeden adrese yollanıyor. bu sabah siparişim elime ulaştı gerçekten hoşuma gitti. sadece keşke kargoya daha hızlı verilse diyorum ama tüm bu artıların arasında kaybolup gidiyor.

pazartesi yolculuk başlıyor. yüksek lisans vizelerim başlıyor. 10 gün diyarbakırda olacağım. eski günleri yad edeceğiz anlaşılan.

Murathan Mungan  ın  son İstanbul kitabını bitirmek üzereyim. benden büyük bir eser. kardeşim izmir sahaflarından bulup tutuşturdu elime. "bu da senden kalemlerinizde benziyor. olayları görüş açılarınız. sevdim sende külliyatı vardı sanırım bunun versene bi kitap bak bende sana bunu veririm" diyor. biliyor eski kitaplara zaafımı. sadece kokusu bile beni derin düşlere 

ve bir dizi daha bitti. spartacus diyorum. bitirdik diziyi güzeldi izletti. agron ve nasir ikilisi bizim birer elçimizdi dizide. ve finalde...... neyse ip ucu  vermeyelim ki izlemek için farklı zamanları kollayan arkadaşlar için kötü olmasın

ve son olarak benim bol yeşillikli bloğuma misafir yazarlar almayı düşündüm. bir kaç blog sahibine açtığımda bu konuyu sağ olsunlar hepsi desteklediler. tasarımımız şu şekilde olacak genel yaşamda kullandığımız çok basit fiilleri açıklayan bir yazı -ya da önlünüzden ne geçiyorsa- sayfa ekleriyle beraber -resim müzik gibi- bana ulaştırılınca bende sizlerle paylaşacağım.

blog sahiplerinden sevgili beyaz ın  ilk yazısı elimde şu anda ilk fırsatta sizlerle buluşturmayı hedefliyorum.  "gitmek" kelimesinin ondaki yansımalarını istemiştik. o da kırmadı sağ olsun.

son demiştik ama bir ekleme daha geçenlerde izlediğim" now is good" filmi hakkında film konu olarak güzel fakat ben filmi işleyiş bakımından tatmin edici bulmadım. yanılıyor da olabilirim. aynı anafikre "sahip kız kardeşimin hikayesi " çok daha akışkan bir anlatıma sahipti. bir de filmdeki esas oğlan yeterince jeremy ırvine yeterince dikkat dağıtıcıyken Dakota fanning  biraz geride buldum ki bu bir eşcinsel için gayet normal sanırım. jeremy irvine se "war horse" filminde çok dikkat çekici değilken bu filmde daha bir serpilmiş. hele ki paylaştığım resim....

güzel zaman dilimleri dostlar....