3 Şubat 2013 Pazar

özenti ımtırak :P

evet açık açık itiraf ediyorum bu blogu açmamın en büyük sebebi bi'gayin blogunun okuduktan sonra 70lerdeki mahalle gezintilerinden sonra "aaaa Fatmanın çok güzel koltukları var benim neden yok " diyerek çatım çatım çatlayan kadın psikolojim olduğu gibi bu yazıyı klavyeye aktarmamın da en temel sebebi sevgili depresif ayunun harkulede yemek tariflerini okudukça içimde oluşan haset duygusudur

ohh be baklayı daha başlamadan çıkarınca ağızdan kolay oluyormuş :) kendimi aşşağıdaki teyze gibi hissetmedim de değil hani :)



şimdi efendim gelelim neler yumurtalayacağıma kabak tatlısı yaptım. dersiniz ona ne var hepimiz yapıyoruz diye ama dedim ya eğer yazmasam çatlama durumuna geldiğimden :) neyse

efendim bulunduğum memlekette tembel hanımlar veya yeteneksiz hanımlar ve beyler için bal kabakaları soyulup hatta iri parçalar halinde dopranıp satılıyor pazarda malumunuz kabak soymak ve parçalamak ekstra bir iş dolayısıyla bende bir poşet bal kabağı aldım ve kocaman parçaları küçük küçük doğradım sonra mini göveçlere yerleştirip önceden 250 derecede ısıtılmış fırına salıverdim  tabi salmadan evvel her kaba 1 yemek kaşığı şeker ve bir tutam tarçını da en üstüne ilave ettim ben karıştırmıyor böylece şekerin karamelize oluşu tarçınla birlikte nefes bi tat oluyor çok pratik bi tatlı kesinlikle tavsiye ediyorum


benim tek hatam tabaklara az kabak koymuş olmam oldu birde 35 dakikayı geçirmeyin derim sonra hepten reçel gibi oluyor az diri sevenler varsa 30 dakika ideal gibi





evet umarım denersiniz ya da burda hep beraber geliştirir yeniden yaparız ımtırak tatlısı olur - bak bak ama hemen sahiplendim yüzyıllık tatlıyı -
afiyet şifa  bal şeker olsun 

23 Ocak 2013 Çarşamba

dışavurum

dün bir yazı okudum

"aşk hep istedikleri
bilmezlerki diledikleri
körlük iksiri"

aşkı benim kadar arzuluyanı daha tanımadım. derinden gelen sesle aşk derken sanki yıllarca karanlıkta hapis birinin ateş böceği peşinde ışık diyerek gezmesi gibi bir ses duymadım daha

aşkı ışık yapmak istedim karanlık gönlümede. bir mum dahi olsa yeter dediğim anlar hiç de az değildir yeterki şu karanlık dağılsın derdim.

ama aşk ışığından yoksun kalbim görme yetisini gözlerime vermiş olmalı ya da hislerime sezgilerime gündelik yaşamda inanılmaz avantajını görüyorum bunun . ve aşık olmak hissiyat körlüğü demekse ben kalbimde herşeyi el yordamıyla bulmaya razıyım demekten alamıyorum kendimi.

biz eşcinsellerin buna ihtiyacı var teyakkuzda durmaya. kör olmak bize göre değil. gardımızı düşürürsek nasıl daim olabilirz ki.

ama dil mantık izdivacının meyveleri bu kelimeler her ne kadar da aşk  senin için değil en azından şimdilik dese de içimde haylaz bir çocuk eve gelipte laf arasına sıkıştırdığım buzhane çıkması iki espiri yaptığımda aşağıdaki gibi bir yüz görmek istemyor değil
her şey gönlünüzce olsun efendim ...

22 Ocak 2013 Salı

yazmak olsun adı

selam dostlar 
hiç konu felan belirlemedim kafamda doğaçlama olsun istedim ben olayım istedim sanırım az ya da benden olsun istedim yazdıklarım anlık hazırlıklı değil öncekiler gibi
son günleri ağır hastalıklarla geçirdiğimden bol bol vaktim vardı aslında düşünmelik ama sanırım düşünme işini apan orgnım da hasta olduğundan ortaya çok somut şeyler çıkmadı.
dün gece annemle eşcinselliği tartıştım baya enine boyuna ilk değil son da olmayacak aileye açılmış olmanın doğal sonucu  yıllarca annemden saklamama rağmen 2 yıl önce başarısız ve büyük çaplı intihar girişimim sonucu mecburi açıklama da bulunmak zorunda kaldım
sonuçta bazen destek görüyorum bazen yadırganıyorum öyle gelgitli bi döngümüz var 
olsun anneme sahip olduğum için okadar şanslıyım ki yurt dışında olsaydım sanırım yakın çevrem lucky ismini takardı bana o derece


dün yeni bi diziye başladım last resort hoş özellikle james king karaklteriyle daniel lissing  baş döndürücü bi görüntüsünü sizinlede paylaşayım dedim


ve 2 gündür ardı arkası kesilmeden dinlediğim şarkı annem bile beder mi diyo o kız ne diyo diyerek kendi dilince "bıktırdın ama " dedi onuda bi tanıtayım dedim size nashville dizisinin pilot bölümünden if i didn t know better  buyrun efendim
hele erkek solist sam palladio çok  yönlü biri hem göze hitap ediyor hem kulağa :)


13 Ocak 2013 Pazar

çay ve biz

yeniden merhaba ;

biraz yaşadığım gel gitlerden bahsetmek istiyorum bugün.

mesleğim dolayısıyla sürekli konuşuyorum ve bu mevsimde boğazınızı iyi korumazsanız malesef faranjit veya benzeri hastalıklara tutulmanız işten bile değil. bundan dolayı sıksık sıcak içeceklerle boğazı yumuşatma gereği duyuyor insan. ve çay en hızlı ulaşılabilir olduğundan günde 7 8 bardak çay tüketmek demek oluyor bu.

7 8 bardak dile kolay son bardak çayın mide bulandırıyor olması gerekiyor normalde ama öyle değil. çünkü çayı demleyen hem salt çay olmasın hem de kış günü yazık bunlar üşür hasta olur deyip çayın içine karanfil veya bazen zencefil çubuk tarçın atıyor ya da bunları çeşitli kombinasyonlarla birleştirip eklemede bulunuyor. ve her gün içtiğimiz çay zevkli hale geliyor.

eskiden günde 2 bardak çay içemezdim yaklaşık 8 yıldır şekerli içecekler tüketmediğimden -arada ufak cola kaçamakları oluyor ama onlarda sıfır şeker denilenlerden- tat çok yoğun geliyordu.

neden anlatıyorum. "yahu ımtırak çay çay canımız çay çekti" diyor olabilirsiniz. ben burdan bi ders çıkardım kendime.
kendimiz değiştirmezsek ya da ekstra tatlar eklelezsek kendimize bir yerden sonra sıkıcı olabiliyoruz. kendimizi yenilemek yeni özelliklerle donanmak karşımızdakinin bizden daha farklı tatlar almasını sağlıyor. aradaki bağlar ,dostluklar, aşklar kuvvetleniyor.

bir de bu dersin bizcesi var. biz eşcinseller bu toplumun sakat kız çocukları gibiyiz. kız çocuğunun toplumsal kıymeti sizce zaten malumdur üzerine de engellilik halini ekleyin . ben toplumdaki konumumuzu böyle tahayyül ediyorum.

kendimizi sevdirmek zorunda değiliz ama yine de toplumsal uyum içerisinde olmak bizim istikbalimiz açısından çok daha önemli . bu yüzden zaten bence eşsiz olmasına rağmen genel için buruk olan tadımızı güzel kılmak durumundayız ki böylece bırakın içmeyi koumuza katlanayan insanlar dahi bizden br iki yudum alabilsin

murathan mungan çoğu kişi kaleminin gücünden cinsel tercihini görmüyor ya da önemsemiyor bile çünkü her an  farkli tatlar katarak ikram ediyor kendini

 ben bugün tarçınlı karanfilli çayımdan 6. bardağımı içerken yazıyorum bu yazıyı bi 3- 4 tane daha deviririm sanırım.

ve çevremede aynı hazzı yaşatmak istiyorum.

her dem farklı kokular saçmamız dileğiyle....

not: bu arada düşüncelerimi çok fazla düzenlemeden aktardım size kusurumu affedin